Aykut Kocaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aykut Kocaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2019 Cumartesi

Şenol Güneş’in “Kravat”ı Üzerine Birkaç Söz

Şenol Güneş, ne zaman Saracoğlu’na gelse, kendince bir gündem yaratıyor.
Öyle bir gündem ki, içi dışa yansıtan, o an hangi görevde olduğunu, neye ya da kime hizmet ettiğini unutan, Fenerbahçe dendi mi geçmişten gelen, başarısızlıkların verdiği, hoşgörünün zerresi olmayan, kendi kendine doyum sağlama aracı olan,  görüntüye yansıyan bir “tavır”…
Görüntüye yansıyan, sözgelimi, görev yaptığı takımın değil de, yetiştiği takımın renklerini taşıyan  kravat takması. 
Kravat,  “en erkeksi giysi parçası sayılan”, Türkçe deyişle bir “donatımlık", Fransızca deyişle “aksesuar”dır.
(Kravatın dilimizde iki karşılığı var:
Boyunbağı, medeniyet yuları.
İlki tümden Türkçe sözcüklerden oluşuyor; ikincisi melez, ama anlam yüklü. Bu, “medeni" gözüken ama “medeniyet"ten nasibini almamış olanlara yakışır sadece.
İlk kravat takan padişahın, 1839-1861 yılları arasında yaşayan Sultan Abdülmecid olduğunu anımsatalım.)

23 Şubat 2019 Cumartesi

Alex’in Ayağı Bu Kez Uğursuz Geldi!

Vakit yitirmeden, başlık olan cümleden çıkalım yola:

“Kez”, sözlük anlamıyla “aynı tür oluş ya da kılışların her birini, bir olayın, bir olgunun her bir yinelenişini belirtir” olduğuna göre, başına “bu” gelince, önceki gelişin “uğurlu geldiği”ni anlatır.

Nedir önceki geliş, uğurlu gelmesiyle nasıl bir sonuç bekleniyordu?

(Sorunun yanıtının nereye varacağını düşünen, sağduyulu Fenerbahçeli futbolsever dostlar dışındakiler, büyük bir olasılıkla, düne dönmemizi doğru bulmayabilirler. Ama dünkü ve bugünkü havayı yansıtmak için düne dönmek gerekiyor.)

15 Şubat 2019 Cuma

Alex Giderken “Yüzde Elli”sini Bize “Türk” Olarak Bıraktı!

(Bu yazı, 14 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. İlkinde yok, ikincisinde var.)


Alex, 12 Ekim gecesi Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan Brezilya’ya havalandı.

Alex’in havalandığı sıralarda, Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda Brezilya 2014’e havalanmak için prova yapan bizim Milli Takım vardı.

Alex’in Brezilya’ya havalanması gerçekti, bizimkiyse “hayal” boyutunda...

Alex, havalanmadan önce, Samet Güzel’in çevirisiyle dedi ki:

Alex’ten Veda: Türkiye, 8 Yıl İçin Sonsuz Teşekkürler!

(Bu yazı, 11 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. İlkinde yok, ikincisinde var.)


Paulo  Coelho’nun “Akra’da Bulunan Elyazması” kitabı için verilen reklamda şu cümle kullanılıyor:

“Gidenin, güneşi de beraberinde götürmediği bir yer varsa hâlâ, her vedada bir ümit gizlidir.”

Bunun ne için, hangi nedenle kullandığı bir yana, bunu genelleştirerek, her “veda” için kullanabilirsiniz.

“Her vedada bir ümit gizlidir”, Alex’e de uyar değil mi?

Nedir o “ümit”?

Fenerbahçe Taraftarının Gücü, Alex Sevgisini “Renkli Devrim”e Çevirme Hevesi!

(Bu yazı, 10 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. İlkinde yok, ikincisinde var.)


Kaç yazıdır, Fenerbahçe’de kargaşa yaratmak istemeler karşısında, şu soruyu soruyoruz:

“İç”ten mi yıkmak daha kolay, yoksa “dış”tan mı?

Yanıt, “ne”yden söz edilirse edilsin değişmez, belli:

“İç”ten yıkmak...

“Niye”si, “KDV’si içinde”den farksız!

Uyanık olunmazsa, iyi niyetli olanların vay haline!...

Alex, Kendisini de Eleştirdi; Aziz Yıldırım’la Aykut Kocaman’ı Akladı!

(Bu yazı, 08 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. İlkinde yok, ikincisinde var.)

Alex’in Fenerbahçe’den ayrılış biçimi hiç de hoş olmadı.

Genel kanı buydu!

İsteniyordu ki, Alex, Fenerbahçe’den güzel bir “veda töreni” ya da "görkemli jubile"yle ayrılsın.

Ama olmadı!

Alex’in, bu ayrılıkla ilgili yapacağı basın toplantısı merakla bekleniyordu.

Asıl beklenen, Alex, söyleyecekleriyle tozu dumana katacak, Aziz Yıldırım ile Aykut Kocaman, “kaçacak delik” arayacaktı!

Fenerbahçe: Yaslı Gittim, Şen Geldim!

(Bu yazı, 05 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. İlkinde yok, ikincisinde var.)


“Yaslı gittim, şen geldim
Aç koynunu ben geldim
Bana bir yudum su ver
Çok uzak yerden geldim”

Bu dizelerin, “Akdeniz Marşı”nın ilk dörtlüğü olduğunu kaç kişi bilir?

“Yaslı gittim, şen geldim” kalıplaşmış bir söz olarak kullandığı olur. Hangi anlama gelir, hangi anlamda kullanırsa kullanılsan, bunu bugün Fenerbahçe için kullanmak, uygun düşer.

Alex, Fenerbahçe’ye Zarar Vermeden “Güle Güle“ Gitmeli

(Bu yazı, 04 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. İlkinde yok, ikincisinde var.)

“Alex, Fenerbahçe’den böyle ayrılmamalıydı.” dendi.

Alex’in kovulduğu, ayrılmak zorunda kaldığı gibi bir kanı/ algı, taraftarı üzdü. Üzülme, tepkilere yol açtı; tepkiler giderek yoğunlaştı. Bunda Alex sevgisinin yanı sıra, Alexin yapmış olduğu kısa açıklamanın da katkısı vardı. “Ayrılık ilanı” diyeceğimiz açıklamasında geçen, Fenerbahçe bir oyuncu kaybetti, ama bir taraftar kazandı.” cümlesi, duygusal olduğu kadar, anlamlıydı.

Fenerbahçe’yi İçeriden, “Renkli Devrim”le Çökertmek Hevesi mi?

(Bu yazı, 03 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. İlkinde yok, ikincisinde var.)

Soru kalsın, bir başka soruyla başlayalım:

“İç”ten mi yıkmak daha kolay, yoksa “dış”tan mı?

Bu soruyu birkaç yazıdır soruyoruz. Yanıt, “ne”yden söz edilirse edilsin değişmez, belli:

“İç”ten yıkmak...

Çünkü “dış”tan gelen tehlike, işbirlikçiler dışında, birlikte savuşturulur. Ancak, “dış”tan gelen tehlikeyi savuşturanlar, hiç beklenmedik bir anda, ertelenen iç çelişkiler ve farklılıkların devreye sokulduğuna tanık olabilirler. “İktidar olma” dürtüsü, “koltuk kapma” kavgası, tepki göstermede haklı olanları kendi yanlarına alma çabaları, “sorun yaratma”ya bire birdir.

Alex Dedi ki: Fenerbahçe Bir Oyuncu Kaybetti, Ama Bir Taraftar Kazandı.

(Bu yazı, 01 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. Bugün ikisinde de yok.)

Dile kolay, Fenerbahçe’de 8 yıl, etkili top koşturan…

Korner atışlarında, frikiklerde topun başına geçtiği zaman, taraftarı heyecanlandıran, umutlandıran…

Beklenmedik, oynamıyor gözüktüğü bir anda gol/ golle sonuçlanan güzel bir pas atan…

“Kurtarıcı” gözüyle bakılan, çoğu kez de son sözü söyleyen, sazı eline alan...

14 Ekim 2018 Pazar

Aykut Kocaman Niye "Hedef"te?

Sahiplenmek, el üstünde tutulmak!

Bu, zorunlu karşılaştırmayı getiriyor, Fenerbahçe taraftarının önüne koyuyor. Ama orada farklı bakışlar ortaya çıkıyor: 

Taraftarın bölünmüşlüğü, kimilerinin başka sularda yüzdüğü gerçeği…

Fenerbahçe kesiminde kimilerinin anladığı ama anlamazlığa vurduğu soru şu:

Fatih Terim ve Şenol Güneş, taraftarlarınca niye el üstünde tutuluyor?

Kimilerine göre Fatih Terim ve Şenol Güneş’in “kusur"ları saymakla bitmez!

18 Haziran 2018 Pazartesi

Aykut Kocaman: Fenerbahçe’de Onurlu Bir Geçmişin Öteki Adı

(Bu yazı 30 Mayıs 2013’te milliyet.com.tr  ve Milliyet Blog’da yayımlandı. Yazı, ilkinde internette yok; çünkü, niyesini bilen biliyor, köşem iptal edildiği için o yazı da silindi.
Aykut Kocaman’la yolların ayrıldığı resmen duyurulunca, bu yazıyı burada yayımlama gereğini duyuyorum.
17 Mart’taki Galatasaray maçından 4 gün önce, değerli gazeteci/ yazarların, kişilerin katıldığı birkaç masa etrafındaki söyleşi ortamında ben de bulundum. Aykut Kocaman’la söyleşme, onu dinleme olanağı buldum; onun soruları içtenlikle nasıl yanıtladığına tanık oldum. Aykut Kocaman’ın ne kadar anlayışlı, dolu, ilkeli olduğunu orada daha açık gördüm.
Evet, siz işinizi kendinizce ve başkalarına göre ne kadar doğru yaparsanız yapın,  bundan hoşnut olmayan, daha fazlasını isteyen/ özleyenler de olacaktır.

Yaşananlardan sonra bize düşen, “Güle güle, yolun açık ve aydınlık olsun” demek kalıyor.)

Her “başlayışın bir “bitişi vardır.

“Başlayış”, “bitiş”e gidişin ilk adımıdır. Kimi erken gider, kimi geç... Beklenmedik durumlar, “gidişi hızlandırır ya da yavaşlatır. Ama ne olursa olsun, zaman bir yerde, kimileri için duracak. Her durma, yeni bir “başlayış”ın habercisidir.

7 Mayıs 2018 Pazartesi

Kadıköy'de Kendi Takımına Rakip Taraftar Olmak!

Ölümüne oynamak!

Zamandan çalmak!

Yerine göre hızlanmak, “vakit nakittir”e uygun davranmak!

İşine gelince, zamanı mirasyedi misali hoyratça harcamak!

Beraberlikle yetinmeyip üç puanı “hane”ye yazmak için oynamak!.

Futbol adına ne kadar olumluluk/ olumsuzluk varsa, hepsini denemek!

29 Nisan 2018 Pazar

Fenerbahçe, Cüneyt Çakır’ı yendi!

Kimi ağızlarda kalıplaşmış bir “laf” var/dı:

Hakemi de yeneceksin!

Oysa hakem rakip değil, adil olması/ davranması gereken görevli.

Bu “laf”, Fenerbahçe’nin hakkı yendiğini dile getirdiği zaman piyasaya sürülürdü.

Cüneyt Çakır, Fenerbahçe’nin yine penaltılarını yuttu! 

24 Nisan 2018 Salı

Aykut Kocaman Bildiğini Okuyor, Ama Doğru Okuyor

Günler uzarken Süper Lig’de haftalar bir bir kısalıyor!

Kaldı 4 hafta…
30. Hafta’nın yitireni yok; kazananları var. Kazananlar içinde sadece Galatasaray’ın aldığı 3 puanda “hakem eli” vardı. 

Niye ki?

2-0 geriden gelen ve skoru 2-2 yapan Alanyaspor’un penaltısı, ofsayt gerekçesiyle verilmedi; öyle olunca da Muslera “kırmızı” görmekten kurtuldu. Galatasaray, 3-2 kazandı.

18 Şubat 2018 Pazar

Aykut Kocaman, Liderlik Yolunda Isınma Turlarını Sürdürüyor

Maç üzerine yazmaya başlamak…
Maç bitimi, Aykut Kocaman’ı dinlemeye başlayınca, “yazmaya başlamak” bir başka yöne kaymaya başladı.

Aykut Kocaman’ınki zorunlu olan, ama sıradan olmayan bir toplantı/ açıklama; tam bir ders niteliğinde… Öğretmen gözüyle bakınca, öyle “çakma” öğretmen gibi değil, gerçek öğretmen gibi…

Bir yanıyla eleştiri, bir yanıyla özeleştiri.

Sonuç, eleştirilen kesim, yani hakemler için de en doğrusunu bulmaya yönelik… 

Yarışın, “adil” biçimde sürüp gitmesi; bir hakkın birinden öbürüne aktarılmaması…

14 Şubat 2018 Çarşamba

Ali Koç: Aykut Hoca Olmasaydı, 3 Temmuz’u Atlatamazdık

“Fenerbahçe ve Ali Koç” adlı söyleşi…

(Adı üstünde söyleyişi… Karşılıklı olarak arkadaşça, dostça, içten konuşarak vakit geçirme… Ama “boşa” değil, hoşça… Gelsin sorular ve yanıtlar…)

Söyleşinin adından amaç da belli: Seçim çalışması…

Bir kongre üyesi Ali Koç’a soruyor:

“Sayın Aykut Kocaman ile ilgili düşünceleriniz nelerdir? Şayet başkan olma durumunuzda tasarrufunuz ne yönde olacaktır?”



Ali Koç, ilk soruyu yanıtlıyor:

8 Şubat 2018 Perşembe

Aykut Kocaman Haklı, 3 Temmuz Bitmedi; Kabuk Değiştiriyor!

Haksızlıkları dile getirmek, bunların "geleneksel hal" almasına tepki göstermek, bir haktır, görevdir.

Sözgelimi 3 Temmuz’dan, kimi hakemlerden sürekli söz etmek…

Bunlar, kimilerinin dediği gibi, başarısızlığın "bahanesi" değil, asıl nedenidir.

Belli konuların üzerinde durmak, o konuları gündemde tutmaktaki amaçlardan biri, belki de en önemlisi, “unutturmamak”tır. 

Sonra?

2 Şubat 2018 Cuma

Aykut Kocaman’ı Nasıl Okuyacağız?

Açıkça söylenenlerin içinde bile “örtülü” olan/lar vardır. 
Yani?

Söylenenin içindeki söylenmeyeni bulmak/ anlamak/ sezmek size düşüyor. 

Öyle ki adres bellidir, ama bir başka adres de işaret edilir. Dudaklardan dökülenler, “açık adresi” verirken "kapalı adres”e sitemde bulunabilir; mesajlar verebilir. Duyan/ dinleyen/ okuyan, deneyimlerine ya da bildiklerine dayanarak kimi sonuçlara varabilir.

22 Aralık 2017 Cuma

Fatih Terim, Yeni Bir Kovulmanın İlk Adımını mı Attı?

Varan: I

"Teknik adamlık kariyerime bu camiada başladım. Parantezi burada açtım, inşallah yüzümün akıyla da burada kapatacağım. (...) Beni bu koltuğa oturtan, bugün taşıdığım ismi, kariyeri borçlu olduğum camiadan böyle bir görev isteği gelince karşılıksız kalamadık.”

Varan: II

“Galatasaray'ın size ihtiyacı var denildiğinde buradayım. O yüzden sayın başkana beni bu çatı altında buluşturduğu için teşekkür ediyorum. (…) İlkleri başarmış camianın yeni ilkleri başarması gerektiğini düşünüyorum. Daha önceki başarılarımızdan fazlasını yapma adına buradayız.”

Yukarıdaki alıntıların ortak noktası, parladığı takımına bağlılık. Ortak olmayanı ise, farklı kişilerin ağzından çıkmış olması.