(Bu yazı, 03 Ekim 2015’te milliyet.com.tr ve Milliyet Blog’da yayımlandı. Bütün yazılarım silindiği için ilkinde yok.)
“Hatırlamıyorum!”
Özellikle mahkemelerde tanık ya da sanıktan duyulan bir tür geçiştirme yanıtı. Bir bakıma, bunu bana sormayın; ayrıca üstelemeyin, beklentisi.
Bilinir ki, “Hatırlamıyorum!” diyen, böyle demekle işin içinden sıyrılacağını sanır. Oysa duruş, mimik ve jestler, ses tonu, bakışlar, sözcüklerin tınısı, birer ipucudur.
Adına “şike”denen davanın, 18 Eylül’deki duruşmasında tanık olarak dinlenen Lutfi Arıboğan da “Hatırlamıyorum”a sığındı.
Oysa Ülkü Tamer'in, anılar kitabına verdiği adla, “Yaşamak Hatırlamaktır”.