25 Ekim 2025 Cumartesi

Devlet Baba, vergisini ödeyen Fenerbahçe’yi niye “işgalci” yaptı?

 Devlet Baba, babaların babasıdır. Böyle olunca da biçarenin, haksızlığa uğradığını düşüneni   sığındığı limandır. Bu limanda devletin gücünü elinde tutana, “baba” diye sarılan çoktur. Çünkü ele sarılan, tarihten gelen bir alışkanlıkla, devletin “kötü”, “art niyetli” olamayacağını düşünür.


Devlet, yurttaşını ezmez; ezene de izin vermez!


Gerçekten böyle mi?


Dün de değildi, bugün de değil; gidiş o ki, yarın da olmayacak! “Baba”, ama “iki yüzlü” bir baba. Böyle olunca da “öz evlat”, “üvey evlat” çıkıyor karşımıza.


“Muamele”ler, Devlet Baba geleneğine hiç yakışmıyor.

Aziz Yıldırım, arazi alıyor; Ünal Aysal, satamadım diye gidiyor!

 Karşılaştırma yapmanın yolları bellidir.

Anlatıcı; benzerlik, karşıtlıklardan yararlanır ya da “ilişki kurma” yolunu seçer. Bunu yaparken de “mantıklı” olmak başta gelir. Yoksa karşılaştırma, öne çıkarılması gerekeni değil, geride kalanı kurtarma amacına yönelik olur.


“Doğal” ile “yapay”ı dengelemek, “koruma”, “kollama” amaçlıdır.


Örnek mi?


Bir futbol sitesinde, futbol söyleşileri havasında, fotoğraflarla süslenen iki cümle:

İhale tamam, tapu ne zaman?

 Fenerbahçe, “kolej arazisi”ni yüksek bir bedelle, 70 milyon TL’ye aldı.

Neyse, dalıp gitmeyelim, sorularla yola devam edelim.


Sorular bizden; yanıtlar, “Satış Şartnamesi”nden...


*****


“İhale”yi kazanmak yetiyor mu?


Yetmiyor, çünkü:


“İhale komisyonu, gerekçesini kararda belirtmek suretiyle ihaleyi yapıp yapmamakta serbesttir. Komisyonların ihaleyi yapmama kararına itiraz edilemez.” (Madde 6)


18 Temmuz 2025 Cuma

Tatmin Oldum (Dünyanın En Kısa Oyunu)

(Derinden bir ses gelir: “YGS’de şifre var”.

Ses, dalga dalga yayılır, yükselir, koro ... 

Ayak sesleri... 

Fonda ÖSYM yazısı... 

Bir kürsü, üstünde mikrofonlar...)


ÖSYM BAŞKANI (Telaşlı, elleriyle bir şey arar, kâğıt hışırtıları, kameralara alışık olmadığı görülür, konuşurken önüne bakar):

Şifre yok, rahat olun!

(Su içer)

23 Şubat 2025 Pazar

Galatasaray, Niye Yabancı Orta Hakem İstemiyor?

Adı çıkmışların yüzünden hakemlerimiz güvenilmezler listesinde başlarda.

TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, hakemleri yola getirmek için kanatlarının altına almış, onlara güvenini dile getirmişti:


”600 sene dünyayı yönetmiş milletin evlatlarıyız. Şimdi evlatlarımıza güvenmeyeceğiz de yabancıya mı güveneceğiz?"


Ama İbrahim Bey, gördü ki “hamasi” yaklaşım, “adil” olmayı sağlamıyor. Göz göre göre takım, futbolcu kayırmalar sürüp gidiyor. Hele VAR’ın var olması gereken yerde yok, yok olması gereken yerde var olması…

15 Aralık 2024 Pazar

Futbol Üzerine Çeşitlemeler

    Teknik direktör, romancı gibidir. Romancı, kahramanlarını okurun karşısına nasıl çıkarırsa, o da, futbolcularını seyircinin karşısına öyle çıkarır.  İkisinde de “en iyisi”ni sunma çabası vardır.

    Roman okuru ile futbol seyircisi arasında da bir benzerlik vardır. İkisi de “katkıda bulunma”yı çok sever. Roman okuru, romancının gözden kaçırdığını sandıklarını kendine göre saptar, gönlünce yorumlar. Kimse tutamaz onu; çünkü romancının elinden çıkan roman, okurun malıdır artık.       

20 Temmuz 2024 Cumartesi

Trabzonspor'da Değişen Ne? (“Kupa da Kupa”dan “Kupa Anıtı”na Gelmek!)

(Bu yazı 29 Mayıs 2013'te yazıldı; milliyet.com.tr ve Milliyet Blog'da yayımlandı. İlkinde yok.)

“Trabzonspor başkanı konuşmaz icraat yapar.

Biz zamanında yeteri kadar konuştuk; artık

susma, icraat yapma zamanımız geldi.”


Sıranın “susma”ya, yani “icraat”a gelmiş olması, iki durumu anlatır:

Bugüne kadar çok konuştuk, bir şey elde edemedik.

Artık, boşa nefes tüketmeyecek, iş yapacağız.

Trabzonspor’un çiçeği burnunda başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun girişe aldığımız iki cümlesi, eski yönetime “ince” bir eleştiridir.

13 Temmuz 2024 Cumartesi

Neye Baksa, Nereye Gitse, Her Yerde Aziz Yıldırım!

 (Bu yazı, 06 Mart 2014'te milliyet.com.tr ve Milliyet Blog'da yayımlandı. İlkinde yok, ikincisinde var.)


Geceleri uyku tutmuyordu gözleri.

Yine de geceler bitmesin, gün doğmasın istiyordu. Çünkü karanlık, bir yandan ürkütüyordu, bir yandan da güç veriyordu. Gece, karanlık, hiç değilse aydınlıkta görülenleri gizliyordu. İkilemde kalsa da, tercihi, geceden, karanlıktan yanaydı.

Gözleri kapanmaya görsün, acayip acayip düşlere dalıyordu. Soluğu kesiliyor, bir an gözleri açılsın, uykusu dağılsın istiyordu.

Ama istemekle olmuyordu.

5 Haziran 2024 Çarşamba

Fenerbahçe, “Bir Bölen”e Gidişin Eşiğinde …

(Bu yazıyı 17 Mart 2018’de oynanan Fenerbahçe - Galatasaray maçından sonraki günlerde yazdım; ama o zaman yayımlama gereğini duymadım.

2018’den 2024’e gelene kadar ne değişti, ne değişmedi?

Sorunun yanıtını yazıya dökmek yerine, yanıtı okurlara, “oy”u olanlara, dün ne düşündüğümü yansıtan bu yazıyı bırakıyorum.)

3 Temmuz, Şekip Mosturoğlu’nun deyişiyle FETÖ’nün başyapıtı değil miydi?


FETÖ, devlet gücünü kullanarak, devlet ve medya içinde bulduğu “eleman”ları aracılığıyla “hedef”e gitmiyor muydu?


Fenerbahçe içinde birileri,“akil adam” mertebesine ulaşmış gözüyle bakılanlar, bu gidişe destek vermiyor muydu?


Aynı kafada olan taraftarlar, koşullar/ ortam elvermediği için açıktan açığa değil de gizliden gizliye, fırsatı kollayıp, gönülden bağlı taraftarın duygularını istismar etmiyor muydu?


Yani?


Futbolda sahada alınan sonuçları öne çıkartarak, yönetime, teknik direktöre, futbolcuya okları yöneltmiyor muydu?

4 Nisan 2024 Perşembe

4 Nisan Yazıları

 4 Nisan 2015'ten 4 Nisan 2024'e...

Futbolcuları, teknik ekibi taşıyan Fenerbahçe otobüsüne silahlı saldırı üzerinden 9 yıl geçti.

Katliam girişimi hâlâ karanlıkta!

Hâlâ faili meçhul!

Çağrı adresleri doğruydu, ama çağrıları duyan olmadı.

Çağrıların yönü değişmeli artık.

20 Mart 2024 Çarşamba

Fenerbahçe, Kent Takımı Değil, Türkiye’nin Takımıdır

(Bu yazı, 07 Temmuz 2012'de  milliyet.com.tr ve Milliyet Blog'da yayımlandı. İlkinde yok.)


“... ‘un ileri gelenleri, Valisi, Belediye Başkanı, milletvekilleri, sivil toplum örgütleri, üniversitesi var. Bunların yaklaşımlarını söylemem doğru olmaz, ama bunların hepsini 100 kabul edersek 'Geçmiş olsun' demek için beni arayan sayısı 20'dir. İleri gelenlerin olaya bakış açısı da zannederim bu kadar.”

Bu  cümlelerde  "kent takımı" olmanın ifadesi vardır. Çünkü “geçmiş olsun” denmesi beklenen/ler, bir kentin önde gelen “kurum”ları, “kişileri”dir.

Onlara, “Bize, kent adına niye sahip çıkmıyorsunuz?” diye bir sitem var.

Nasıl sahip çıkılmalı?