Alex etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alex etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2019 Cumartesi

Alex’in Ayağı Bu Kez Uğursuz Geldi!

Vakit yitirmeden, başlık olan cümleden çıkalım yola:

“Kez”, sözlük anlamıyla “aynı tür oluş ya da kılışların her birini, bir olayın, bir olgunun her bir yinelenişini belirtir” olduğuna göre, başına “bu” gelince, önceki gelişin “uğurlu geldiği”ni anlatır.

Nedir önceki geliş, uğurlu gelmesiyle nasıl bir sonuç bekleniyordu?

(Sorunun yanıtının nereye varacağını düşünen, sağduyulu Fenerbahçeli futbolsever dostlar dışındakiler, büyük bir olasılıkla, düne dönmemizi doğru bulmayabilirler. Ama dünkü ve bugünkü havayı yansıtmak için düne dönmek gerekiyor.)

15 Şubat 2019 Cuma

Alex Giderken “Yüzde Elli”sini Bize “Türk” Olarak Bıraktı!

(Bu yazı, 14 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. İlkinde yok, ikincisinde var.)


Alex, 12 Ekim gecesi Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan Brezilya’ya havalandı.

Alex’in havalandığı sıralarda, Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda Brezilya 2014’e havalanmak için prova yapan bizim Milli Takım vardı.

Alex’in Brezilya’ya havalanması gerçekti, bizimkiyse “hayal” boyutunda...

Alex, havalanmadan önce, Samet Güzel’in çevirisiyle dedi ki:

Alex’ten Veda: Türkiye, 8 Yıl İçin Sonsuz Teşekkürler!

(Bu yazı, 11 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. İlkinde yok, ikincisinde var.)


Paulo  Coelho’nun “Akra’da Bulunan Elyazması” kitabı için verilen reklamda şu cümle kullanılıyor:

“Gidenin, güneşi de beraberinde götürmediği bir yer varsa hâlâ, her vedada bir ümit gizlidir.”

Bunun ne için, hangi nedenle kullandığı bir yana, bunu genelleştirerek, her “veda” için kullanabilirsiniz.

“Her vedada bir ümit gizlidir”, Alex’e de uyar değil mi?

Nedir o “ümit”?

Alex’in Tercümanı “Doğru mu Samet” de Fenerbahçe Defterini Kapattı!

(Bu yazı, 09 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. İlkinde yok, ikincisinde var.)

“Tüm konuşmalarımda yanımda bu çocuk var. Onun da namusu şerefi varsa doğruları söyler.”

Bilmeyen yoktur, “koşullu cümle”lerde “yargı”nın gerçekleşmesi “koşul”a bağlıdır. Koşul, “namus ve şeref”e, yani bunların olmasına bağlı olduğuna göre, “doğruları söyleme” ancak bunun olmasıyla gerçekleşir.

Gerçek şu ki, İkinci cümle oldukça ağır bir cümle.

Alex, Kendisini de Eleştirdi; Aziz Yıldırım’la Aykut Kocaman’ı Akladı!

(Bu yazı, 08 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. İlkinde yok, ikincisinde var.)

Alex’in Fenerbahçe’den ayrılış biçimi hiç de hoş olmadı.

Genel kanı buydu!

İsteniyordu ki, Alex, Fenerbahçe’den güzel bir “veda töreni” ya da "görkemli jubile"yle ayrılsın.

Ama olmadı!

Alex’in, bu ayrılıkla ilgili yapacağı basın toplantısı merakla bekleniyordu.

Asıl beklenen, Alex, söyleyecekleriyle tozu dumana katacak, Aziz Yıldırım ile Aykut Kocaman, “kaçacak delik” arayacaktı!

Milletvekilleri Alex Hakkında Ne Düşünüyor?

(Bu yazı, 07 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. İlkinde yok, ikincisinde var.)


Milletvekili, milletin vekili!

Ülkemde olup bitenden onların haberi olur, olmalı da...

Milleti ilgilendiren her konuda, o konuda bilgilerinin olup olmaması hiç önemli değil, hemen konuşur, işe “müdahil” olurlar.

Alex konusu, milletvekillerine sorulmuş, bundan “Milletvekilleri, Alex'i haklı buluyor” haberi çıkmış.

Fenerbahçe: Yaslı Gittim, Şen Geldim!

(Bu yazı, 05 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. İlkinde yok, ikincisinde var.)


“Yaslı gittim, şen geldim
Aç koynunu ben geldim
Bana bir yudum su ver
Çok uzak yerden geldim”

Bu dizelerin, “Akdeniz Marşı”nın ilk dörtlüğü olduğunu kaç kişi bilir?

“Yaslı gittim, şen geldim” kalıplaşmış bir söz olarak kullandığı olur. Hangi anlama gelir, hangi anlamda kullanırsa kullanılsan, bunu bugün Fenerbahçe için kullanmak, uygun düşer.

Alex, Fenerbahçe’ye Zarar Vermeden “Güle Güle“ Gitmeli

(Bu yazı, 04 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. İlkinde yok, ikincisinde var.)

“Alex, Fenerbahçe’den böyle ayrılmamalıydı.” dendi.

Alex’in kovulduğu, ayrılmak zorunda kaldığı gibi bir kanı/ algı, taraftarı üzdü. Üzülme, tepkilere yol açtı; tepkiler giderek yoğunlaştı. Bunda Alex sevgisinin yanı sıra, Alexin yapmış olduğu kısa açıklamanın da katkısı vardı. “Ayrılık ilanı” diyeceğimiz açıklamasında geçen, Fenerbahçe bir oyuncu kaybetti, ama bir taraftar kazandı.” cümlesi, duygusal olduğu kadar, anlamlıydı.

Fenerbahçe’yi İçeriden, “Renkli Devrim”le Çökertmek Hevesi mi?

(Bu yazı, 03 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. İlkinde yok, ikincisinde var.)

Soru kalsın, bir başka soruyla başlayalım:

“İç”ten mi yıkmak daha kolay, yoksa “dış”tan mı?

Bu soruyu birkaç yazıdır soruyoruz. Yanıt, “ne”yden söz edilirse edilsin değişmez, belli:

“İç”ten yıkmak...

Çünkü “dış”tan gelen tehlike, işbirlikçiler dışında, birlikte savuşturulur. Ancak, “dış”tan gelen tehlikeyi savuşturanlar, hiç beklenmedik bir anda, ertelenen iç çelişkiler ve farklılıkların devreye sokulduğuna tanık olabilirler. “İktidar olma” dürtüsü, “koltuk kapma” kavgası, tepki göstermede haklı olanları kendi yanlarına alma çabaları, “sorun yaratma”ya bire birdir.

Alex Dedi ki: Fenerbahçe Bir Oyuncu Kaybetti, Ama Bir Taraftar Kazandı.

(Bu yazı, 01 Ekim 2012’de milliyet.com.tr'de ve Milliyet Blog’da yayımlandı. Bugün ikisinde de yok.)

Dile kolay, Fenerbahçe’de 8 yıl, etkili top koşturan…

Korner atışlarında, frikiklerde topun başına geçtiği zaman, taraftarı heyecanlandıran, umutlandıran…

Beklenmedik, oynamıyor gözüktüğü bir anda gol/ golle sonuçlanan güzel bir pas atan…

“Kurtarıcı” gözüyle bakılan, çoğu kez de son sözü söyleyen, sazı eline alan...

15 Mart 2018 Perşembe

Alex’in Bilmedikleri, Bilirse Pişman Olacakları…

Bazen bir cümle sizi alır bir yerlere götürür.

Yazma gücünüz varsa, gördükleriniz/ düşündükleriniz bildiklerinizle harmanlanınca, gidilen yer, size mesken olur. Yer içer, yatar kalkar; o cümleyi çıkış yaparak, “kaleme kuvvet” yazar durursunuz.

Bir cümle deyip geçmeyin!

O bir cümle, kitleleri arkasına takar, “devrim”e de götürür, "uçurum"a da...