9 Kasım 2019 Cumartesi

Fenerbahçe Kazandı; MHK’nin Hakemlerle İlgili Kararı Bekleniyor!

MHK’nin, Lig başladığından beri, hakemlere verilen mesajı:

Fenerbahçe kazanırsa, siz kaybedersiniz.

Bunun en çarpıcı, belirgin örneğini de Fenerbahçe’nin ilk ve 10. hafta maçından sonra gördük:

İlk maçta Fenerbahçe’nin haklı 3 penaltısını veren, sonrasında 3 hafta maç verilmeyen; 10. haftada ise 3 penaltısını vermeyen, ama hemen bu hafta maç verilen Arda Kardeşler…

“Cezalandırma” ve “ödüllendirme”ye bundan daha somut örnek olamaz.

Bu örnek, MHK’nin nasıl başına buyruk olduğunun tartışılmaz kanıtıdır!

7 Kasım 2019 Perşembe

Fenerbahçe Maçlarında Hakemlerin Para İle İmtihanı!

Mesajlar, günümüzde öyle dolaylı yoldan verilmiyor, davul zurna eşliğinde veriliyor.
Konumuz futbol, maçlar, hakemler…
Futbolda hakemler dendi mi, karşımıza “kale gibi”, “başı dumanlı, görkemli dağ gibi” MHK dikilir.
Öyle bir MHK ki, TFF içinde “özerk bölge” gibi…
MHK Başkanı bu “özerk bölge”nin tek karar vericisi, “reis”i…
Hakem atamalarındaki ilginçliklere bakınca, bütün eleştirilere karşın, bilinen yoldan bir milim sapılmayacağı anlaşılıyor. Bununla ilintili olarak, asıl anlaşılan da, MHK Başkanı Zekeriya Alp’in, “ana yapı”yı taca attığı, kendine bir “dokunulmazlık zırhı” yarattığı…

24 Ekim 2019 Perşembe

TFF’ye KDV’si İçinde Sorular…

TFF, Ahmet Ercanlar’ın,“IFAB raporunu açıklıyorum” başlıklı yazısı üzerine bir açıklama yaptı:

“Türkiye Futbol Federasyonu, yetkilileri ve çalışanları ile ilgili son günlerde Ahmet Ercanlar tarafından bazı medya organlarında asılsız iddialar gündeme getirilmiştir.

Türkiye Futbol Federasyonu ve yetkilileri; TFF'nin ve mensuplarının saygınlığını rencide edici, tümüyle maksatlı ve mesnetsiz iddialar ile ilgili söz konusu kişi hakkında hukuki işlemleri başlatmış olup, konunun sonuna kadar takipçisi olacaktır.”

“Tümüyle maksatlı ve mesnetsiz, asılsız iddialar” neler ola ki?

21 Ekim 2019 Pazartesi

İki Ali Bey: Biri Hoşgörülü, Öbürü Gözdağı Verici!

Fenerbahçe bu, yense de, berabere kalsa da, hakkı teslim edilmiyor. 

Hakkı yenildiği zaman, “yenen hak”tan hiç söz eden olmuyor.  Söz edenlerden kimilerinin suratlarından “memnuniyet” aktığı da gözden kaçmıyor. 

Öyle bir hava estiriliyor ki, Fenerbahçe yenilince hak etti, yenince hak etmedi oluyor. Böylesi garip bir bakış, önce ekranlardan, çoğu kez de devre arasında başlıyor, maç bittikten sonra kartopu misali büyüyüp gidiyor. İlk atışı yapanlar hiç değişmiyor, bazen bunlara “ufak” sayılacak, eskiden hakem ya da futbolcu bildiğimiz “yorumcu” denenler, adını duyurmak ve yerini sağlama almak isteyen kulüp başkanları katılıyor.

Geçmiş yıllarda, daha düne kadar, takımının puan yitirmesi için tribüne geldiği yaptığı eylemlerden anlaşılan, ısınma sırasında bile kendi futbolcusunu ıslıklayanlar, hakemlere cesaret veriyordu. Rakip takım teknik direktörü, futbolcusu, başkan ya da yöneticisi de bundan cesaret alıyordu. Ekran “gülleri”, “bülbülleri” diyeceğimiz kimileri de, Fenerbahçe’yle ilgili olumsuz sözler söyledikten sonra, “Ben demiyorum, kendi taraftarı söylüyor” diye kendini temize çıkarıyordu.

12 Ekim 2019 Cumartesi

Şenol Güneş’in “Kravat”ı Üzerine Birkaç Söz

Şenol Güneş, ne zaman Saracoğlu’na gelse, kendince bir gündem yaratıyor.
Öyle bir gündem ki, içi dışa yansıtan, o an hangi görevde olduğunu, neye ya da kime hizmet ettiğini unutan, Fenerbahçe dendi mi geçmişten gelen, başarısızlıkların verdiği, hoşgörünün zerresi olmayan, kendi kendine doyum sağlama aracı olan,  görüntüye yansıyan bir “tavır”…
Görüntüye yansıyan, sözgelimi, görev yaptığı takımın değil de, yetiştiği takımın renklerini taşıyan  kravat takması. 
Kravat,  “en erkeksi giysi parçası sayılan”, Türkçe deyişle bir “donatımlık", Fransızca deyişle “aksesuar”dır.
(Kravatın dilimizde iki karşılığı var:
Boyunbağı, medeniyet yuları.
İlki tümden Türkçe sözcüklerden oluşuyor; ikincisi melez, ama anlam yüklü. Bu, “medeni" gözüken ama “medeniyet"ten nasibini almamış olanlara yakışır sadece.
İlk kravat takan padişahın, 1839-1861 yılları arasında yaşayan Sultan Abdülmecid olduğunu anımsatalım.)

2 Ekim 2019 Çarşamba

Fenerbahçe’de TFF’nin Bilgi Sakladığı Kuşkusu!

Ne olacak Fenerbahçe’nin bu hali?
Çağrışımsal anlam gelir başköşeye oturur; soru, hemen futbol takımını çağrıştırır.
Oysa farklı bir durumdan, güncele bakıp, sessizliği yeğleyen Fenerbahçe Yönetimi’nden söz edecektik.
Sessizlik dediğimiz neydi?
TFF Yönetim Kurulu’nun, Alanyaspor-Fenerbahçe maçıyla ilgili “kural hatası” var başvurusunu reddetmesi kararına yönelik anında tepki verilmemesiydi.
Ancak, Fenerbahçe Yönetimi’den anlamlı bir açıklama geldi.

1 Ekim 2019 Salı

TFF Yönetim Kurulu, Kendine “Zayıf” Verdi!

Neler oluyor?

Karar vericiler cephesinden sızdırılan, kamuoyu oluşturma ve “nabız yoklama”ya yönelik girişimler…

Önce, MHK Başkanı Zekeriya Alp’in, daha ortada resmi girişim/ başvuru yokken, kesin, olumsuz “görüş beyan etme”si…

Muhatap Fenerbahçe Başkanı Ali Koç'tan, “varsa, konuşma bantını izlemeden, söylenene inanmayacığını” söylemesi… 

Sonrasında Zekeriya Alp’in görüşünü yinelemesine karşın, buna Fenerbahçe cephesinden sadece taraftarın bir kesiminden tepki gelmesi…

Sessizlik niye?

Tanık Lutfi Arıboğan, Tercüman İlhan Helvacı’yı Unutmuş!

(Bu yazı, 03 Ekim 2015’te milliyet.com.tr ve Milliyet Blog’da yayımlandı. Bütün yazılarım silindiği için ilkinde yok.)

“Hatırlamıyorum!”
Özellikle mahkemelerde tanık ya da sanıktan duyulan bir tür geçiştirme yanıtı. Bir bakıma, bunu bana sormayın; ayrıca üstelemeyin, beklentisi.
Bilinir ki, “Hatırlamıyorum!” diyen, böyle demekle işin içinden sıyrılacağını sanır. Oysa duruş, mimik ve jestler, ses tonu, bakışlar, sözcüklerin tınısı, birer ipucudur.
Adına “şike”denen davanın, 18 Eylül’deki duruşmasında tanık olarak dinlenen Lutfi Arıboğan da “Hatırlamıyorum”a sığındı.
Oysa Ülkü Tamer'in, anılar kitabına verdiği adla, “Yaşamak Hatırlamaktır”.

İçki Masasında Fenerbahçe’nin Helvasını Yapmak!

(Bu yazı, 02 Şubat 2012’de Milliyet Blog’da yayımlandı.)
Ölenin arkasından helva yapılır. Başsağlığına gelenlere helva ikram edilir. Yememek olmaz, ayıptır; kaşığın ucuyla ağzına şöyle bir parça atmalısın.
Fenerbahçe’nin “helvası” nerede yapılmış?
İçki masasında!
Cüneyt Özdemir'in CNNTürk'teki 5N1K programına konuk olarak katılan TFF Hukuk Kurulu Başkanı İlhan Helvacı bir şeyler söyledi.
UEFA Başmüfettişi Pierre Cornu’nun TFF ile görüştüğü günü/ geceyi anlattı:
"Gece yarısı olmuş‚ yemekler yenmiş, herkes artık rehavete kapılmış, masanın etrafında 5 kişi konuşmaya çalışıyor.”

30 Eylül 2019 Pazartesi

TFF, “Bana Göre”li Kararın Karşısına “Oyun Kuralları”nı Koymalı!

Sözlük, “özerk” için diyor ki:

“Bir üst organa bağlı olmakla birlikte, ayrı bir yasaya göre kendi kendini yönetme yetkisi olan, kendi kendini özgürce yöneten (kuruluş, yönetimsel bölge vb.)”

TFF, yasaya göre “özerk" bir kurum.

Soru şu:

TFF, gerçekten “kendi kendini yönetme yetkisi olan, kendi kendini özgürce yöneten” mi?

Bu soruya doğrudan “Evet” diyen ile “yasaya göre öyle” diyeni aynı kefeye koyamayız. Çünkü ikincisi, “yasaya göre öyle” demekle, aslında “Evet!” diyemiyordur.

22 Eylül 2019 Pazar

Ankaragücü Tamam, Sıradaki Gelsin!

Oyunlar, saha dışında sürüyor.

MHK, daha ilk haftadan başlamak üzere, umut vermiyor. Hakemlerin, bir baskı altında olduğunu bir sonraki hafta için görevlendirmelere bakarak söylemek, yeter de artar.

MHK Başkanı Zekeriya Alp’in konumu/ yeriyle bağdaşmayan konuşması, olumsuzluklara gebe, çatışmalara yol açacak nitelikte.

Özellikle Fenerbahçe ve Galatasaray maçlarında her türlü olumsuzluğun olacağı kuşkusu çoktan başladı.

Saha dışındaki sorumsuzca edilen laflar, taraf olmaması gerekenlerin bir tarafın sözcülüğüne soyunması birer ipucu…